Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Yüzyılı yatırım vizyonunu açıkladı. Yurt dışı gelirlerde 20 yıl vergi muafiyeti ve kurumlar vergisi istikrarı öne çıkıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısında ‘Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez’ vizyonunun detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Bakan Şimşek, yurt dışından getirilecek gelirlerde 20 yıl boyunca vergi alınmayacağını ve kurumlar vergisi oranlarının sabit kalacağını açıkladı. Bu adımlar, Türkiye’ye uzun vadeli sermaye çekmeyi hedefliyor.
Bakan Şimşek, programa dahil olacak sermayeye uygulanacak vergi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) kanun çıkarılacağını belirtti. Bu uygulamanın, Türkiye’de uzun süre kalacak sermayeyi hedeflediğini vurguladı. Kanunun yürürlüğe girmesiyle Cumhurbaşkanı’na yetki verileceğini ifade etti.
Şimşek, yurt dışından elde edilen kira, emekli maaşı gibi gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi durumunda vergilendirilmeyeceğini açıkladı. Ancak yurt içi aktivitelerden kaynaklanan gelirlerin bu istisna kapsamında olmayacağını vurguladı. Yurt dışı kaynaklı gelirler için 20 yıl boyunca vergi muafiyeti uygulanacağını ekledi.
Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanı’na, uygulamanın süresi ile varlıkların nerede ve hangi araçlarda tutulacağına ilişkin esasları belirleme yetkisi verilecek. Bakan Şimşek, paranın Türk lirasında uzun süre tutulması halinde sıfır vergi uygulanabileceğini, kısa vadeli tutmalarda ise belirli oranlarda vergi olabileceğini örnekledi.
Bakan Şimşek, kurumlar vergisi oranlarında gelecekte herhangi bir değişiklik veya geri adım atma planı olmadığını belirtti. Bu yaklaşımın uzun vadeli bir programın parçası olduğunu ve istikrara inandıklarını vurguladı. Bu açıklama, yatırımcılar için öngörülebilirliği artırmayı hedefliyor.
İmalat sektörü ve ihracatçılara yönelik taahhütlerin net olduğunu ifade eden Şimşek, gerekli şartları sağlayan kişi ve kurumlar için bu güvencelerin kanun teklifiyle sağlanmasının değerlendirildiğini aktardı. Türkiye’nin geçmişte de yurt dışındaki varlıkları ülkeye kazandırma konusunda başarılı uygulamalar gerçekleştirdiğini hatırlattı.
Bakan Şimşek, yeşil dönüşümün Türkiye için bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etti. Son 22 yılda enerji ithalatına yaklaşık 1,1 trilyon dolar harcandığını belirterek, bu dönüşümün ülkenin geleceği için hayati önem taşıdığını vurguladı. 1970’lerdeki petrol şoklarının ardından nükleer enerji yatırımlarının arttığını, günümüzde ise yenilenebilir enerjiye ilginin güçlendiğini hatırlattı.
Şimşek, hukukun üstünlüğünü güçlendirme ve yönetişimi iyileştirme kararlılığını yineledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak Kamu İktisadi Teşebbüslerinde (KİT) yönetişim reformları üzerinde çalıştıklarını ve somut adımlar attıklarını kaydetti. Merkezi yönetim bütçesi için mali kuralların oluşturulduğunu, mahalli idarelerde ise mevcut kuralların etkin uygulanmasının hedeflendiğini aktardı. Varlık el koyma işlemlerinin kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadele kapsamında yargı çerçevesinde yürütüldüğünü ekledi.
Bakan Şimşek, yürütülen çalışmaların Orta Doğu’daki güncel gelişmelerden önce başladığını belirtti. Türkiye’nin bölgede çatışma yerine istikrar, barış ve refah istediğini ifade etti. Bu adımların kısa vadeli tepkiler değil, uzun süredir devam eden stratejik dönüşüm sürecinin bir parçası olduğunu vurguladı.
Şimşek, makro-finansal istikrarın kalıcı hale getirilmesi, enflasyonun kontrol altına alınması ve mali disiplinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. Cari açığın yapısal olarak azaltılması hedefine ulaşmada yeşil dönüşüm ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HIT-30 ve YTAK programlarının kritik rol oynadığını ekledi. Açıklamanın Körfez bölgesindeki gelişmelerle aynı döneme denk gelmesinin bir tesadüf olduğunu dile getiren Şimşek, 2026 yılını reform yılı olarak planladıkları için bu adımı şimdi attıklarını söyledi.
Şimşek, bölgedeki savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin yönetilebilir düzeyde olduğunu belirtti. Cari açığın ve toplam borçluluğun düşük seviyelerde seyrettiğini, rezerv yeterliliğinin güçlü bir tampon işlevi gördüğünü ifade etti. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin Türkiye’ye olası etkilerini de değerlendirdi.
Bakan Şimşek, petrol fiyatlarının yılbaşından bu yana ortalama 83 dolar seviyesinde seyrettiğini aktardı. Ekibinin, petrol fiyatının yıl genelinde ortalama 80 dolar olduğu varsayımıyla yaptığı hesaplamalara göre bazı senaryoları açıkladı. Bu senaryoya göre enflasyon Orta Vadeli Program’daki baz senaryoya kıyasla yaklaşık 3 puan, cari açık milli gelire oranla 1 puan artabilir. Ayrıca, büyümenin 0,5 ile 1 puan daha düşük, bütçe açığının ise milli gelire oranla yaklaşık 0,4 puan daha yüksek gerçekleşebileceğini öngördüler.
Bakan Şimşek, programın temel önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu vurguladı. Küresel ve yurt içi koşullar nedeniyle zorlu bir dönemden geçildiğini belirtti. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu şoklar ve yüksek volatilite nedeniyle enflasyonda geçici yükselişler görülebileceğini, ancak bunu kalıcı bir düşüş sürecinin takip edeceğini ifade etti.
Uygulanan programın arz yönlü politikaları da içerdiğini belirten Şimşek, enflasyonu kalıcı olarak düşürmeye odaklanmayı sürdüreceklerini söyledi. Türkiye’ye daha fazla yatırım çekecek politikaları hayata geçirme ve reform programını kararlılıkla uygulama taahhüdünü yineledi. Şimşek, Türkiye’nin reform, istikrar ve öngörülebilir politikalar ekseninde ilerleyeceğini kaydetti. Bu güçlü politika çerçevesi ve bölgede barışı destekleyen yaklaşımla yatırımcılar için cazibenin artırılacağına inandıklarını aktardı. Sürecin nihai kazanımının vatandaşların refahındaki kalıcı artış olacağını dile getirdi.
Türkiye ve dünya gündemine dair en güncel haberler, ekonomi dünyasındaki son gelişmeler, spor camiasından sıcak haberler ve teknoloji dünyasındaki yenilikler Gündem Zamanı ile parmağınızın ucunda. Tarafsız yayıncılık ilkesiyle, son dakika haberleri ve derinlemesine analizleri anlık olarak sizlere ulaştırıyoruz.
Yorum Yap